ANKARA VİZYON

Anasayfa İLÇELER ÇANKAYA Paylaş

İLÇELERÇANKAYA

Çankaya, yüz çiçekli bahçe Ankara'nın en güzel çiçeği, o çok yönlü yaşamıyla, yediveren gülüdür. Çankaya, bir yerleşim olarak, bir parçası olduğu başkent Ankara'nın siyasal, kamusal ve sosyo-ekonomik, kültürel kuruluşlarının en önemlilerini içinde bulunduran ilçesidir.

ÇANKAYA İLÇESİNE AİT GENEL BİLGİ

Çankaya İlçeÇankaya ilçesinin tarihi Ankara’nın genel tarihinden ayrılmasa da onun gerçek tarihi Cumhuriyet’le başlar.

Milli Mücadele’nin ilk günlerinde Çankaya, bağ ve bahçeleri ile yayla görüntüsündeydi. Birkaç küçük bağ evi, bozkırın ortasında yer alan yeşilliklerin arasında zar-zor seçiliyordu. Şehirse şimdi Numune Hastanesi’nin bulunduğu tepede bitiyordu. İncesu Deresinin olduğu yer ise sel taşkınları ile oluşmuş bir bataklıktan ibaretti. Cebeci ve çevresi çayırlıktı. Yer yer kavun ve karpuz, bağ-bostan ekiliyordu.

M. Kemal Paşa’ya Dikmen tepelerinde yapılan görkemli karşılama ve Çankaya’da küçük, havuzlu bir bağ evinin ayrılması, ilimiz ve ilçemiz için dönüm noktası oldu.

Mustafa Kemal’e ayrılan bağ evi elden geçirilerek köşk haline getirildi. Hemen yakınına Başbakanlık konutu yapıldı.

Türkiye Devleti’ni tanıyan ülkeler, gösterilen yerlere inşaatlarını yaparak elçiliklerini İstanbul’dan Çankaya’ya taşıdılar. Böylece Yenişehir ve Atatürk Bulvarı doldu, Sakarya ve İzmir caddelerine taştı. 1950’li yıllardan sonra Ankara yoğun iç göç sonrasında gecekondularla çevrelendi. Bundan da en büyük payı ne yazık ki Çankaya ilçesi aldı.

Çankaya, 9 Haziran 1936’da merkez ilçe yapıldı. O zamanlar bucak olan Gölbaşı ve Elmadağ ilçemize bağlandı. Daha sonra Kayaş, Cebeci, Bahçelievler ve Dikmen bucak oldu. 1960 yılında bucak teşkilatlarının kaldırılmasıyla Kayaş, Cebeci, Bahçelievler ve Dikmen Çankaya’nın semtleri haline geldiler.

30.11.1 983’te Mamak ve Gölbaşı ilçe yapılarak Çankaya’dan ayrıldı.

Çankaya İlçeİlçemizin bugün 17 semti, 104 mahallesi ve 3 köyü vardır. 2000 yılı nüfus sayımına göre Çankaya’nın nüfusu 765.354’tür. Köyleriyle birlikte bu rakam 769.331’e çıkmaktadır. Fakat Çankaya’nın Ankara’nın diğer metropol ilçelerinden farkı, gündüz nüfusunun 2 milyonu bulmasıdır. Çünkü Ankara’nın sosyal, kültürel siyasi, ve ticari hayatına yön veren kuruluşların önemli bir bölümü Çankaya sınırları içerisindedir. Cumhuriyetle birlikte devlet yöneticilerine ve konuklarına hizmet vermektedir.

Çankaya Başkent içinde başkent olarak Ankara’nın en itibarlı, en dikkat çeken ilçesi olmuştur. Çünkü Çankaya sınırları içerisinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü, TBMM, Başbakanlık, kuvvet komutanlıkları (genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı, bakanlıklar, kamu kuruluşları, büyükelçilikler, önemli ticari, kültürel ve sosyal merkezler yer almaktadır.

Çankaya, yerleşim yeri olarak bir parçası olduğu başkent Ankara’nın siyasal, yönetsel, sosyo-ekonomik ve kültürel kuruluşlarının en önemlilerini içinde bulunduran ilçesidir. Ülkenin en önemli yönetsel karar organlarını, çeşitli ülkelerin büyük elçiliklerini, iş ve ticaret merkezlerini, kültür ve sanat kuruluşları ile üniversitelerini barındıran bir yerleşim alanı olarak yalnızca ilçe sınırlarında yaşayanların değil başkent Ankara’nın, ülkenin hatta yabancı ülke insanlarının değişik amaçlarla uğradığı bir yerleşim yeridir. Bu anlamda Ulusal ve uluslar arası düzeyde öneme sahiptir.

Ekonomik Yaşam

Ankara, tarih içinde tekrar tekrar doğmuş bir kenttir. Cumhuriyet dönemindeki doğumu onun siyasal önemi nedeniyle olmuştur; ama daha önceki doğumları ekonomik nedenlere dayanır. Sözgelimi Ankara 17. yüzyılda dokumacılığı ile ünlü ve nüfusu yüzbini aşan bir kentken, el emeğine dayalı bu endüstrinin gerilemesi ile gözden düşmüş, bozkırın sessizliğinde yeniden kaybolmuştu.
Ankara sevdalısı bir yazar, Bilal N.Şimşir diyor ki: "1920'lerde Ankara, kedisi, keçisi ve armudundan başka bir şeyi olmayan, tozlu, sıtmalı bir Orta Anadolu kasabasıydı. İstanbul ise gösterişli, görkemli bir imparatorluk başkenti. Bin küsur yıl Bizans'a, beş yüzyıl kadar da Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik etmişti. Ankara gibi sönük bir kasabanın, bu şanlı İstanbul'u başkentlik tahtından indirmesi, sıska bir gencin yılların başpehlivanını yere serivermesi gibi şaşırtıcı bir olaydır."

Çeşitli tarihlerde Kırşehir-Kayseri-Yozgat sancaklarının ayrılması, iki büyük yangın, iki büyük kıtlık, çekirge saldırıları nedeniyle başka kentlere göçler ve savaşların getirdiği kırım, Ankara'da nüfusun azalması, ticaretin gerilemesi, ekonominin bozulması ve insanların yoksullaşması sonucunu getirdi. Ta baştan beri ağır basan memurluk mesleğinin yanı sıra, insanlar demir, bakır ve kuyumculuk, ayrıca terzilikle de uğraşıyorlardı. Ama Ankara en önemli gelirini tiftik ticaretinden sağlıyordu. Ve 1838'e kadar bu ticaret Türkiye'nin tekelindeydi. İnce, kıvır kıvır, bembeyaz ve 25-30 santim uzunluğunda parlak tüylü tiftik keçilerinin İngilizler tarafından Güney Afrika'ya götürülmesinden sonra tekel elden kaçırıldı. Ama tiftik keçisinin adı hala Ankara keçisidir, tiftikten yapılan kazakların adı da hala angora kazaktır. Tiftik tekelinin yitirilmesi Ankara için en büyük darbe oldu. Ne Ankara'dan geçip dört bir yana giden yollar, ne bunların üzerinde, geçişleri kolaylaştırmak üzere kurulan yüzlerce köprü, ne de 1893'te gelen demiryolu Ankara'yı diriltebildi. Diriliş, 1923 yılında Ankara'nın başkent yapılmasıyla gerçekleşti. Cumhuriyet ilanına hazırlanan yeni devletin yöneticileri, bir Orta Anadolu kasabası olarak buldukları Ankara'dan, ülkede çağdaş yaşam biçimini başlatan bir başkent yarattılar.

Başkent olmak Ankara'nın yazgısını hızla değiştirdi. Türkiye'nin her yanından, özellikle de çevre illerden gelenlerle önce nüfus arttı. 70'li yılların ortalarına kadar % 5.6-6 dolaylarındaki yıllık artış, bu tarihten sonra biraz düştü. Şimdilerde Ankara'ya her yıl 200 bin nüfuslu bir kent ekleniyor.

Bugün Ankara, Ortadoğu Avrupa bağlantısını sağlayan E-5 karayolu üzerinde, nüfusu beş milyona tırmanan, çok çeşitli hizmet alanlarının yoğun biçimde yer aldığı, sanayinin küçümsenemeyecek ölçüde geliştiği, ülke yönetimine yön veren kararların alındığı bir metropol kenttir.

Cumhuriyet dönemi içinde ekonomik yaşamın gelişimini gözlemlediğimizde, ilk yıllarda, TBMM'nin çatısının kiremitlerini değiştirmeye yetmeyen bir güçsüz yapıyı görüyoruz. Zaman içinde canlanan ekonomik yaşam, kendini önce Anafartalar Caddesi'nde yarattığı hareketlilikle gösterdi. Bu cadde ve çevredeki bazı sokaklar, bugün de dikkati çekmektedirler.

Sözgelimi Çıkrıkçılar Yokuşu... Eski Ankara'dan günümüze kalan tipik bir sokaktır burası. İlk Adliye binasının hemen arkasından başlayıp, yukarılarda, Atpazarı'nda biten bir yokuş. İki yanındaki manifaturacılar, tuhafiyeciler genellikle el ürünleri satarlar: Yurdun dört bir yanından getirilen dokumalar, bezler, seccadeler, duvar halıları, sofra örtüleri, döşemelikler, yazmalar, çevreler, yemeniler, şallar, şalvarlar, kadifeler vb... Yokuşun bitimine yakın yerde hırdavatçılar tipik Ankara esnafının davranış ve geleneklerini yansıtırlar. Bakırcılar Çarşısı ise bakırın kızıllığının pirincin sansına karıştığı, küçük çekiçlerden çıkan ritmik seslerin müziğe dönüştüğü bir ortamdır. Burada hafif küf kokulu, ıslak ve buğulu eski zaman havası dolar ciğerlerinize.
Çıkrıkçılar Yokuşu, özellikle yabancı turist ve konukların uğramadan edemedikleri, ülkelerine götürmek üzere mutlaka bir şeyler aldıkları bir alışveriş merkezidir; Ankara'nın köylerinden gelenlerin çok yoğun olarak kullandıkları bir merkez olma niteliğini de korumaktadır.

Eski TBMM binası çevresinden başlayıp, Ulus Meydanı, Anafartalar Caddesi ve Samanpazarı'na kadar uzanan canlı ticaret merkezi zamanla önemini yitirdi ve gelişen Ankara'nın simgesi de 1950'lerde Kızılay oldu. Bu dönemi simgeleyen bir başka unsur, pasajlardı. Kızılay Sıhhiye arası kısacık mesafede yapılan Ulus, Büyük ve Ankara sinemaları o günlerin toplumsal ve kültürel yaşamının merkezi oldular. Bulvarın bu kesimine yakın sokaklar da gelişmeden paylarını aldılar, bir yanda Sakarya, diğer yanda İzmir Caddeleri, alışveriş yerleri, lokanta ve pastaneleri, kitapçıları ve Ankara'nın minik, vazgeçilemez tiyatrosu AST ile bir dünya oluşturdular. Bu oluşumun merkezinde yer alan Piknik Lokantası'nın duvarlarına nice anılar sindi.
Kızılay'ın gözde bir ortam olması ile birlikte ticaret yaşamı da Çankaya ilçesine geçti. Çankaya bu üstünlüğü bugüne dek sürdürdü; ama zamanla Çankaya içinde başka gözde alanlar doğdu. Önce Kızılay'dan Bakanlıklar'a doğru çıkan ticari merkez, bu bölgede büyük moda evlerini barındırdı. Vakko, Beymen gibi moda evleri, Gökdelen'den itibaren kendilerini gösterdiler. Gerek Kızılay'ın, gerekse Bakanlıklar'ın bugün eski görkemleri kalmasa bile önemleri devam ediyor. Kızılay, kentin önemli alışveriş merkezi olma niteliğini koruyor, ayrıca kentin yaya alanları da bu bölgede bulunuyor. Sakarya yaya bölgesi her türlü gıda alışverişini yapabileceğiniz, balıkçı tezgahları ile manav sergilerinin birbirine karıştığı, arada çiçekçilerin renk kattığı, dinlenme yerleri, kitapçıları, lokantaları ile günün her saatinde cıvıl cıvıldır. 1990 yıl-başında bir "açık hava eğlencesi"yle açılan Yüksel Caddesi yaya bölgesi ise gençlerin ve sanatçıların toplandıkları bir merkez olma yolundadır.

70'li yıllarda ticaret merkezi Bakanlıklar'dan yukarı yürümeye devam ederken, karşısına elçiliklerle kaplı alan çıkınca Akay yokuşundan yukarı dönerek Küçükesat-Tunalı Hilmi Caddesi'ne bir sıçrama yaptı. Kuğulu Park'ın yanında yer alan pasaj ve alışveriş merkezleri, sanat galerileri, lokanta ve pastaneleri ile cadde önem kazandı; ama nedense kitapçılar bu yeni merkeze itibar etmediler.

Adını, Atatürk'ün arkadaşlarından biri olan ve Kurtuluş Savaşı yıllarında mecliste kadın haklarını savunan milletvekili Tunalı Hilmi Bey'den alan cadde, başkentin bir kesim gençliğine adını veren bir caddedir. "Tunalı Gençliği" denilen bu gençler, bir süredir burada kendilerince bir altkültür yaratma çabasındalar. Bu cadde Ankara'nın yeni yaya alanlarından biridir. Şimdilik Pazar günleri öğleden sonra bu cadde oto trafiğine kapatılır. Ankara'nın her kesiminden akıp gelen gençler burada kendi usullerince eğlenirler. Zaman zaman görkemli konserler de verilir bu caddede.

1980 sonrasının son sıçraması ile ticaret Atakule ve çevresine geçti. Köroğlu Caddesi'nden, Çankaya Köşkü'nün önü sıra Atakule'ye uzanan bu yeni merkez, Batılı anlamı ile tam bir "Mall" (büyük alışveriş merkezi) niteliğini taşımaktadır. Ticaret Merkezi yeni bir sıçrama yapacak mı? Bu konu düşünülmeye değer. Kimilerine göre Çankaya tükendi, daha yukarılarda gidecek yer kalmadı. Kimileri ise Dikmen Vadisi'ni yeni aday olarak gösteriyorlar.

Türk ekonomisinde sanayi üretimin yaklaşık yüzde 60'ı kamu sektörünün elindedir. Kamu sektörü kuruluşlarının büyük çoğunluğunun genel merkezleri Ankara'da Çankaya'dadır. Bunların arasında yer alan ve Çankaya'nın şehir planının oluşumunda da önemli rol oynayan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Tandoğan Meydanı'ndadır. Bu kurum, İmalat-ı Harbiye adı altında, Kurtuluş Savaşı'nın silah ve cephane gereksinimini karşılamak üzere, savaş yıllarında İstanbul'dan Ankara'ya kaçan yurtsever mü hendis, teknisyen ve işçiler tarafından kuruldu. MKE'nin kurduğu Ankaragücü Kulübü, Ankara'nın ilk spor kulübüdür.



Bu bilgi 1287 kez okundu.
Güncelleme : 17.09.2010