|
Tarihi boyunca birçok medeniyeti barındıran Ayaş, Tarihi İpek yolu üzerinde şifalı sıcak suları, geleneksel Türk mutfağı lezzetleri, cumbalı evlerle bezenmiş sokakları, camileri, çeşmeleri, yeşili, tiftik keçisi, dutu, domatesi ev ve el sanatları ile birlikte anılarak tarih kokan şirin bir ilçedir.
Ankara’ya 58 km. uzaklıkta olan Ayaş duble yol ve havaalanına yakın olması nedeniyle sanki bir ilçe değil Başkentin bir bütünüdür. Tarihi, Kültürü, eğitimi ve Başkentin yönetimindeki bürokratları yetiştirmesi ile bu bütünlükten hiç kopmadan günümüze gelmiştir.
Ankara’ya ismini veren Ankara keçisi diye adlandırılan Tiftik Keçici üretimi, yetiştirilmesi bakımından Ayaş’ın yeri önemlidir. Charles Texier “Küçük Asya” adlı kitabında “Tiftik keçisi ticareti bu kasabadan başlar” demektedir.
Uzun, ince, kıvrımlı ve parlak elyaflı tiftiğin Ayaş’ ta üretilmesi dokumacılığı ön plana çıkarmıştır. Hammaddesi tiftik olan soft dokumacılığı (Meşhur Ankara Softu) ilçe ekonomisinde önemli rol oynamıştır. İlçede dokunan softlar parlaklık, icelikve renk çeşidi bakımından dünyanın her tarafında rağbet görmüş ve diğer ülkelere ihraç edilmiştir. Kurtuluş savaşı sıralarında İngiltere ve Güney Afrika’ ya damızlık tiftik keçilerinin götürülmesi, makine ile yapılan seri üretimin başlaması ve o dönemde ülkenin ekonomik durumundaki bozukluk Ayaş’ taki üretimi azaltmış olsa da son yıllarda Tiftik keçisi üretimi yeniden canlanma göstermektedir.
Tiftik keçisi, tiftik üretimi ve dokumacılığa bağlı olarak ev ve el sanatları gelişmiştir. İlçe tarihinin eski olması nedeniyle çorapçılık, halı dokumacılığı, el dokumacılığı unutulmadan günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca İlçede besi ve süt hayvancılığı da bir hayli yaygındır.
Ayaş ilçesinde 2000 yılından itibaren organik tarıma dayalı faaliyetler hız kazanmış olup; bugün ilçemizdeki tarımsal faaliyetlerin tamamı organik tarım sistemi ile yapılmaktadır. İlçede iklime uyan bütün sebze ve meyveler yetiştirilmekte fakat, pazarlarda aranılan Ayaş Domatesi ve Ayaş Dutu üretimi ön planda tutulmaktadır. Ayaş Domatesi kalitesi, lezzeti bakımından Ülke pazarında büyük rağbet görmektedir. Ayaş Dut’u olarak anılan dut ve kiraz tamamen organik tarımla yetiştirilmekte Başkent Ankara ve çevresinin %85’ e yakın kısmı ilçemizden karşılanmaktadır. İlçemizde yetiştirilen dut ve kiraz yurtiçinde ve yurtdışında birçok bölgeye gönderilmektedir.
Arkeolojik kazılardan ve M.T.A. tarafından yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır ki; Ayaş’ta tarihi devirler MÖ.2000 yıllarında Hititler ile başlamaktadır. Kazılar ve incelemeler sonucunda bulunan küp mezarlar, Hitit, Frig ve Helenistik devirlere ait seramikler, Çivi yazıları ve Hiyeroglifler bunun bir göstergesidir. Roma ve Bizans devirlerine ait paralar, Roma seramikleri, tarihi Roma hamamı Ayaş’ın tarihi zenginliğini bize anlatmaktadır.
1071 Malazgirt savaşı sonrası Oğuz Türklerinin Ayaş oymağı ilçeye yerleşmiş ve parlak, aydınlık gece anlamına gelen AYAŞ ilçeye ismini vermiştir. Selçuklu döneminde ilçede inşa edilen kale ve kaplıca bin yıldan beridir insanlığa şifa dağıtmaktadır.
Doğu ve batı ülkelerini birbirine bağlayan tarihi İpek yolu üzerinde bulunan Ayaş birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemini yitirmeden günümüze gelmiş tarihi bir dokuya sahiptir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine hanları, hamamları, çeşmeleri, camileri, bağ ve bahçeleri ile konu olmuştur.
Ayaş; Osmanlı İmparatorluğu zamanında coğrafi ve idari durumunun kendine sağaldığı imkânlardan faydalanarak ekonomik, kültürel ve sosyal yönlerden hissedilebilir bir gelişme kaydetmiş ve bunun sonucu olarak da, ilimde, sanatta ve devlet idaresinde önemli kişiler yetiştirmiştir.
Ayaş’tan yetişen Bünyami-i Ayaşi, Vezir-i Azam Nişancı İsmail Paşa, Hekim Şaban Şifai, Seyit İsmail Paşa, Es’ad Muhlis Paşa, Muallim Şakir Efendi ve Sadullah Paşa gibi vezirler ve büyükelçiler Osmanlı İmparatorluğunun önemli isimlerindendir. Bu özelliğini yitirmeyen Ayaş Cumhuriyet döneminde de Başkent’in bürokrat düzeyini oluşturmakta ve Eğitim-Öğretime verdiği hassasiyeti günümüzde de göstermektedir.
Ayaş yerleşim alanı olarak bir vadi içinde olması sebebiyle yayla bakımından zengin, temiz havası yeşili ile eşsiz doğal güzelliğe sahiptir. Asartepe Barajı ve Kirazdibi Göleti ise yeşillik ile suyun buluştuğu muhteşem bir manzaraya sahiptir.
Ankara’nın ilçeleri maden suları bakımından zengindir. Ayaş ilçesinde bu zenginlikten payını almıştır. Üçüncü zamanın sonlarında dağların yükselmesi sırasında arazinin, yeraltının sıcak bölgelerine kadar çatlaması sonunda derinden gelen şifalı sular Ayaş’ ı termal bir ilçe olma özelliğine kavuşturmuştur. Selçuklu İmparatorluğu zamanındaki kaplıcası ile insanlara sağlık dağıtan termal su sıcak su olması nedeniyle fizik tedavi olarak kullanılmaktadır ve son zamanlarda Ayaş’ ta termal turizmin canlanmasını sağlamıştır.
Termal Suyun Özellikleri:
Sodyum, kalsiyum, klorürlü, sülfatlı, karbondioksitli, demirli, flüorürlü, radyoaktif, 52˚C sıcaklığında mineralli termal sudur. (Toplam mineralizasyon 9404 mg/lt) Sağlık Bakanlığı tarafından hem içme hem de kaplıca ruhsatı verilmiştir. Fizik tedavi olarak kullanılan su berrak, renksiz ve kokusuzdur. Ayaş kaplıcalarının en büyük özelliği sıcak oluşudur. Sıcaklık özelliğinden dolayı eşine çok az rastlanan kaplıcamız tanınmaya ve ünlenmeye layıktır. Sıcaklığından dolayı içimi de kolaydır.
Tedavi olarak banyo uygulamalarında kemik hastalıkları, cilt hastalıkları, ortopedik, nörolojik sekeller, felç ile tüm romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda içme uygulamalarında ise karaciğer, mide, bağırsak sistemi ile safra kesesinin fonksiyonel rahatsızlıklarında, böbrek tembelliğinde etkilidir.
Termal suyu ve tarihi yapıları ile birlikte termal turizm kenti olma çalışmaları ilçede başlamıştır.
AYAŞ’ TA DUT FESTİVALİ:
Dut ağaçları ile dolu Ayaş’ ın en önemli meyvesi de tabiî ki dut. İlçe İpek yolu üzerinde bulunduğu için eskiden Çin’ den gelen ürünler Ayaş’ tan geçip öyle gidermiş İstanbul’ a. O zamanlar Çin’ de yetişen dut, Ayaş’ ta istediği havayı, suyu bulunca ilçenin her yanında dut ağaçları yetiştirilmeye başlanmış.
|